At terapi Hipo Terapi Faydaları - 7 Temmuz 2018 Cumartesi

ATLARIN MUCİZESİ HİPOTERAPİ (ATLI TERAPİ)

 

 

ATLI TERAPİ NEDİR?

Atın sırt hareketlerinin kullanılmasıyla engelli bireylerde fiziksel kabiliyetlerin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi işlemidir.

Terapötik amaçlı ata binmenin psikolojik, fizyolojik, fiziksel ve sosyal alanda birçok yararı olduğu bilinmektedir. 

HİPOTERAPİDE ATIN ROLÜ NEDİR?

v  Hipoterapi iyileşme sürecini hızlandırır,

v  Denge ve kas kontrolünü geliştirir.

v  Atın gövdesinin yavaş ve ritmik hareketi tedaviye yöneliktir ve omurga çevresindeki kasların gelişimini sağlar.

v  Hastalar at ile eğlenceli vakit geçirir ve bu rehabilitasyon için bulunmaz bir fırsat sağlar. 

ATLA TERAPİ SINIFLANDIRMALARI

KİMLER İÇİN UYGULANIR?

Genel olarak aşağıdaki hasta gruplarına uygulanmaktadır:

v  Kas Hastalıkları

v  Multiple Sklerosis

v  Down Sendromu

v  Kafa Travması

v  Serebral Palsisi

v  Beyin Kanaması

v  Otizm

v  Psikolojik Bozukluklar

v  Duyma Bozuklukları

v  Zekâ Geriliği

v  Omurilik Yaralanmaları

v  Görme Bozuklukları

v  Öğrenme ve Konuşma Bozuklukları

v  Gelişim Anomalileri

UYGULAMA AŞAMALARI NELERDİR?

v  Atla tanışma

v  Isınma

v  Çalışma

v  Gevşeme – Vedalaşma

BİREYİN HİPOTERAPİDEKİ KAZANIMLARI NELERDİR?

v  Doğru yürüyüş paternini geliştirir,

v  Pelvis, bel bölgesi ve kalfa eklemi mobilitesini artırır,

v  Baş ve gövde kontrolünü artırarak, düzgün duruşu geliştirir,

v  Denge reaksiyonlarını uyararak, gövde dengesini geliştirir,

v  Kassal tonusu arttırarak, kas kuvvetini geliştirir,

v  Eklem hareketliliğini geliştirir,

v  Kalp-damar sistemini geliştirir, metabolizmayı uyarır,

v  Solunum sistemini geliştirir,

v  Spastisiteyi ve kontraktürleri azaltır. Patolojik refleksleri azaltır veya ortadan kaldırır,

v  Mesane kontrolünü geliştirir, bağırsağın itme hareketlerini uyararak bağırsak problemlerini azaltır,

v  Sosyal iletişimi arttırır,

v  Kişide kendine güven duygusunu geliştirir,

v  Kişiye gevşeme duygusunu verir,

v  Yaşama sevinci kazandırır. 

UYGULANACAK OLAN TERAPİNİN ÖZELLİĞİNE GÖRE TERAPİDE BULUNACAK UZMANLAR 

Lisanslı/referanslı sağlık profesyonelleri

v  Fizik Tedavi Uzmanları

v  Konuşma-Dil Patologları

v  Psikiyatrlar

v  Psikologlar

v  Doktorlar

v  Hemşireler

v  Rehabilitasyon Uzmanları

Attan Sorumlu Olan Uzman Personeller

v  At ve Binici Antrenörü

v  Lider (Atın önünde olan atı sevk eden kişiler)

v  Yan Yürüyücü

v  Biniş-İniş Asistanı

v  Çalıştırıcı 

Proje ile atın tedavi edici etkisinden yararlanılarak buna ihtiyaç duyan, hemen hemen her yaşta insanımıza, uluslararası standartlarda, uzman gözetiminde rehabilitasyon ve terapi olanağı sunulması amaçlamaktadır. Ülkemizin uluslararası standartlarda kurulmuş ilk hipoterapi merkezi olacaktır. Bu sayede batman ’ın at potansiyeli göz önüne alınarak bölgesel kalkınmasında katkı sağlanmış olunacaktır.

Hidroterapi - 17 Mayıs 2018 Perşembe

Hidroterapi


Hastalıkların ve fonksiyonel kayıpların tedavisinde suyun bir şekilde kullanılarak tecrübeli eğitmenler bünyesinde uygulanan bir havuz tedavi uygulamasıdır. Hidroterapide suyun sağladığı avantajları kullanarak başta Kou-iskelet sistemi, sinir sistemi, kardiyovasküler sistem ve salonum sistemi hastalıkları olmak üzere pek çok kısıtlılık ve özürlülük oluşturan durumu spesifik su içi egzersizlerle rehabilite edilmesidir.

Amaç: Kişinin fonksiyonel durumunu geliştirmek bağımsızlığını sağlamak ve yaşam kalitesini arttırmaktır. Suyun fiziksel özelliğini (kaldırma kuvveti, hidrostatik, basınç, direnç ve viskosite ve benzeri vb.) su içi egzersizler için ideal bir ortam oluşturulur. Bu fizyolojik özelliğin başında suyun kaldırma kuvveti gelir. Özellikle travma sonrası ortopedik cerrahi yada konservatif immo bilizasyon yapılan hastalıklarda yük bindirmenin istenmediği ancak eklem hareket genişliğinin sağlanmasını ve kas kuvvetinin arttırılması istenen durumlarda suyun kaldırma kuvvetinin sayesinde erken rehabilitasyona başlamak mümkün olur. Gelişmiş rehabilitasyon programlarının bir parçası olan hidroterapi, her hastanın bireysel ihtiyacına göre spesifik programlar uygulanır.

HİDROTERAPİ UYGULANAN ALANLAR

• Sereblal palsi (CP) • Kas iskelet sistemi yaralanmaları • Cerrahi girişim sonrası • Eklem zedelenmeleri • Kırıklar sonrası • Kas gerginlikleri • Obesite • Denge problemleri • Polio (çocuk felci) • Kas güçlendirmesi ve reedükasyon (hareket eğitimi) • Spor yaralanmaları • Kilo kontrolü • Diz bağları operasyonları • Eklem kirençlenmelerine bağlı kas zayıflıklarında • Diz protezi • Fibromiyalji (romatizmal hastalıklar) • Aksiyete (endişe-kaygı) • Kalça protezi • Multipi skleroz (MS) • Musküler distrofi • Nekahat dönemi (hastalık sonrası iyileşme dönemi)

HİDROTERAPİNİN SAĞLADIĞI YARALAR

• Kas gücünü arttırır • Oksijen alınımını ve aerobik kapasiteyi arttırır • Esnekliği arttırır • Denge ve koordinasyonu iyileştirir • Eklemlere zarar vermez • Gevşeme sağlar-dolaşımı düzeltir • Pozisyon duyusunu arttırır • Germe egzersizlerini kolaylaştırır • Ruhsal stres ve gerginliği azaltır • Zor ve yorucu egzersiz basit ve basit hale gelir.

Unutmayın!! Hidroterapi seanslara istikrarlı katılıp düzenli yapılırsa etkilidir.

 

 

 

Sıkılaşma Tedavisi - Elektro Terapi - 17 Mayıs 2018 Perşembe

 
ELEKTROTERAPİ Geri Dön

Sıkılaşma Tedavisi - Elektro Terapi 

Elektrik akımının fiziksel etkilerinden tedavi amacıyla yararlanılması elektroterapi adını alır. Elektroterapi uygulamasının temeli; cilt yüzeyi, cilt altı dokuları ve derin kas gruplarının yüksek frekanslı elektriksel uyarılarla aktive edilmesi esasına dayanmaktadır. Bölgesel yağlanmalar, selülit ve ağrı tedavisi amaçlı kullanılır.

 

Elektroterapide kasların başlangıç ve bitim noktalarına yerleştirilen elektrotlara doğru akım verilerek uygulanır. Titreşim etkisi 72 saat devam ettiğinden haftada 2 kez uygulanması gerekir.

Elektroterapi sarkık ve güçsüz kasların toparlanmasını, uygulama bölgesinin sıkılaşmasını sağlar. İşlem esnasında uygulama alanlarındaki aktivite dokulardaki oksijenlenmeyi artırarak yağların yakımını hızlandırır.

Elektroterapi kimyasal etki olmadan kasların çalışmasını, güçlenmesini, artık maddelerin temizlenmesini sağlar. 

Elektroterapinin amacı nedir?

Elektroterapinin oluşturduğu etkiyle vazodilatasyon (kılcal damarların genişletilmesi) ve lipoliz (yağ yakımı) gerçekleştirilir. Dokularda oluşturulan yüzeyel ısınma ile metabolizmanın hızlanması, kan dolaşımının artması ve lenfatik dolaşım sağlanır. Selülit, bölgesel yağlanma ve elastikiyet kayıplarının yanında, ağrı tedavisi ve fizik tedavi alanlarında da faydası görülen bir tedavi çeşididir. Diğer uygulamalarla kombine edilebilmesi başarı şansını artırır.

Elektroterapi Yönteminin Fizyolojik Etki Mekanizması

Tüm hücrelerin kendi elektrik akımları mevcuttur. Özellikle sinir ve kas hücreleri uyarılabilir hücrelerdir.  Normalde istirahatte ki hücre membranları  – 60 mV, hücre uyarıldığında ise +35 mV’ a kadar çıkar. Bunun sebebi hücrre içi ve dışı K+, Na + dengesi ve hücre membranının bu iyonlara geçirgenliğinin farklı oluşudur. Uyarılan hücredeki elektrik farklılık tıpkı bir domino taşı gibi diğer hücrelere aktarılır. 

Sinir ve kas hücreleri uyarılabilir hücrelerdir. Herhangi bir uyarı sinir ve kas hücrelerinin elektrik potansiyellerini değiştirir. İşte membran potansiyelindeki bu hızlı değişiklik aksiyon potansiyeli olarak adlandırılır. Aksiyon potansiyeli sinir lifi boyunca ilerler. Uyarı bittiğinde tekrar istirahat potansiyeline döner.

Bir aksiyon potansiyelinin oluşabilmesi için uyarının şiddeti ve süresi eşik değerin üzerinde olmalıdır. Aksiyon potansiyelinin ilerleme hızı sinir lifinin yapısına bağlıdır. Bir sinir lifinin kalın ve miyelinli olması o lifin daha kolay uyarılabilmesini ve uyarının da hızlı iletilmesini sağlar, kas liflerini uyarabilmek için daha uzun süreli uyarılara ihtiyaç vardır. Sinir ve kas lifleri yeterli şiddette ve uygun şekilde elektrik akımı ile uyarılabilir ve aksiyon potansiyelleri başlatılabilir. Bu özellik elektroterapinin de temelini oluşturur.

Elektroterapide kullanılan bazı akımlar ve etkileri şöyledir:

1. Doğru Akım: Dokuda iyon hareketi ile kimyasal değişikliklere yol açar. Doku içine iyon transferi veya iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla kullanılır.

2. Alçak Frekanslı Akımlar: Sinir ve kas liflerini uyarabilirler ve kas kontraksiyonu veya ağrının giderilmesi amacıyla kullanılırlar.

3. Orta  Frekanslı Akımlar:Pratikte uygulanan modülasyonları interferansiyel akımlardır.

 

ELEKTROTERAPİ (Bölgesel Fazlalıklar ve Deforme Olmuş Kaslar İçin..)

Elektroterapi, kaslara aktif egzersiz etkisi uygulayarak deforme olmuş kas ve sarkmış dokuları sıkılaştırıp toparlar. Aynı zamanda kasların aktif hareketi yağ yakımını artırarak lokal fazlalıkları giderir. Elektroterapi yöntemi problemin yerine göre karın, kalça, basen, bacaklar gibi doğrudan ihtiyaç olan bölge üzerinde çalışılmasına olanak verir. 

3. seanstan itibaren sonuçları görmeye başlar bundan dolayı konunun takibi de çok önemlidir. Bu nedenle kaç kilo verildiği, ne kadarının yağdan gittiği, kas oranının ne kadar arttığı her hafta yeniden yapılan vücut analizi ve ölçümlerle belirlenir. Her hafta yapılan analiz ve ölçümler kişinin kendi otokontrolünü ve disiplinini sağlamak açısından da önemlidir. Ayrıca her hafta alınan analizlerin yorumlanması ve rakamsal farklılıkların gözlenmesi kişileri çok ciddi boyutta motive eder. 

 

Elektroterapinin uygulanma alanları nerelerdir?

• Göğüs

• Yüz

• Kalça

• Göbek

• Karın

• Basen

• Popo

• Bel çevresi 

 

Elektroterapi cihazı nasıl çalışır?

Elektroterapi cihazlarında 16-24 elektrot ucu mevcuttur. İncelmesi istenilen bölgelere bu uçlar yapıştırılır ve azar azar olmak üzere elektrik şokları verilir. Elektroterapinin diğer bir avantajı, çok sayıda elektrod ucu olduğu için vücudun birden fazla vücut bölgesinde eş zamanlı incelme sağlanabilmektedir.

Elektroterapi seansları nasıl düzenlenir?

Elektroterapide her seans ortalama 45 dakika kadar sürmekte olup, hasta elektroterapi seansına alınmadan önce bir takım testlerden geçirilir. Kişinin vücut yağlarının dağılımı ve yoğunluğunun tespit edilmesi sonrasında hangi elektroterapi uygulamasına alınacağı, uygulamayı yapacak olan uzman tarafından kararlaştırılır. Elektroterapi tedavisi ortalama 24 seansta tamamlanır.

Elektroterapide kaçıncı seanstan sonra sonuç alınır?

Elektroterapi tedavisinin etkisini göstermesi genelde 3. veya 4. seanstan itibaren olmaktadır. 12. seanstan itibaren gözle görülür bir zayıflama söz konusu olur. Tedavinin sonunda ortalama bir liposuction ameliyatı yaptırılmış kadar bölgesel incelme ve yağlarda erime görülür.

Elektroterapi tedavisi sırasında hastanın yapması gereken bir şey var mıdır?

Elektroterapi uygulaması alınırken, tedavi boyunca kas hücrelerinin gelişimini sağlamak ve kas dokusunu büyütmek için alfa-hidroksi asitleri ve L-karnitin bakımından zengin yiyeceklerle beslenme önerilmektedir. Tüketilmesi tavsiye edilen besinler guarana ekstresi, kafeinli içecekler ve meyve suları (limon, ananas, greyfurt gibi). 

Spor Hocamız Eşliğinde Sportif Faaliyetler ve Alanlar  ve Yüzme Kursları - 17 Mayıs 2018 Perşembe

Sportif Faaliyetler ve Alanlar 


Hareket Eğitimi, çocuğun sinir kas koordinasyonunu geliştirmeyi, fiziksel uygunluğu artırmayı, algısal motor gelişimini desteklemeyi, sosyal-duygusal gelişimini sağlamayı ve öğrenme yeteneğinin geliştirilmesini amaç edinir. 5-7 Yaş arasındaki çocuklar gelişim dönemlerinden temel hareketler evresinin olgunlaşma aşaması içerisinde yer alırlar.. Bireyin temel hareket becerilerinin dengeli bir biçimde geliştirilmesi, yaratıcı ve düzeltici bir eğitimle mümkün olabilmektedir. Temel hareket modellerinde olgunluk seviyesine ulaşamama, hareketlerin spora uyarlanmasına da engel olacaktır. Düzenli fiziksel aktivite çocukluktan yaşlılığa kadar önemlidir. Fiziksel aktivitenin sağlığa çeşitli yararları vardır. Yetişkinlerde kroner kalp hastalıkları, felç, hipertansiyon, diabet, kemik erimesi, depresyon ve bazı kanser risklerini azaltır. Dünya Sağlık Örgütü ‘Sağlığı sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma hali’ olarak tanımlar. Yaşadığımız çağa göre ise; duygusal, ruhsal,entelektüel, toplumsal, mesleki ve fiziksel olarak sağlıklı olma hali olarak açıklanabilir.

Hareket Eğitimi Alan Çocukların Kazandığı Özellikler
Vücutlarının ve kapsadığı alanı farkında olurlar, güç ve bağlantı gibi bileşikleri kullanarak hareket etmesini öğrenirler.
Çeşitli fiziksel aktiviteleri yapmak için gerekli becerileri kazanırlar.
Manipulatif, lokomotor ve non-lokomotor becerilerde yeterlilik kazanırlar. 
Tüm yaşam için fiziksel aktivite alışkanlığı kazanırlar
Dikkat etme, düşünceyi bir araya toplama, yaratıcılık ve hayal gücünü kullanma yeteneğini geliştirirler. 
Hoşgörü ve işbirliği kazanıp kurallara saygı göstermeyi, yenilgi ve başarıyı uygun karşılama becerisi kazanırlar.
Okul öncesi dönem ile başlayan temel hareketler döneminin çocuklar açısından iyi değerlendirilmesi gereken bir dönem olduğu ve bu dönemde uygulanan hareket eğitimi programlarıyla uygulama şekillerinin önemi, bir çok araştırmacı tarafından vurgulanmaktadır. 

Özel Eğitimde neden spor ?

Gelişen teknoloji, iletişim dünyasında ki iletişimsizlik, hava kirliliği, gıdalarda ki bozulmalar, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, televizyon yada bilgisayar başında tüketilen zaman ve daha saymadığımız bir çok neden var insanların düzenli spor yapma gereksinimlerini arttırıcı. Neden spor yapmalıyız ? Aslında bunun cevabı açık; sağlıklı, zinde, hastalıkların uzağında güzel ve kalite düzeyi yüksek, sosyal bir yaşam için. Spor dediğimiz de yalnızca bir alanda yoğunlaşmamak gerekir;

1. Sağlık Ve Zindelik İçin Spor.
2. Boş Zamanların Etkin Kullanımı İçin Spor.
3. Sosyal Yaşamda İletişim Ve Ortak Bir Payda İçin Spor.
4. Yarışma Amaçlı Performans İçin Spor..

Bu maddeler daha da çoğaltılabilir. Tabii otistik çocukların otizmin doğası gereği dezavantajlı oldukları, özgürce hareket edebilme, istendik hareket çokluğu, sosyal çevrede özgür hareket, enerji boşaltımı gibi olgular göz önünde bulundurulduğunda, spor otistik bireyler için bir zorunluluktur. Bu sebeple yukarda ki maddeleri otistik bireyler için ayrı ayrı ve detaylı olarak irdelemek gerekir.

Sağlık Ve Zindelik İçin Spor: Bir otistik bireyin, bu tanıyı aldığı ortalama 2 yaşından sonra sosyal toplumda kendisini ifade edememesi, ailenin koruma iç güdüsü, dış çevrenin bakış açısı gibi nedenlerden dolayı hareketli geçirdiği zaman diğer bireylere nazaran çok daha kısıtlı olmaktadır. Birde ikamet edilen ev bahçesiz apartman tipi bir ev ise hareket ortalaması olması gerekenin çok aşağısında kalmaktadır. Bugün tüm dünyada yeni bir kavram olan ve üzerinde çok fazla durulan “çocuğun oyun ve özgür hareket hakkı” gibi kavramlar ne yazık ki otistik çocuklar için ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken kavramlardır. Hem kullanılan ilaçların yan etkileri hem sedanter ( hareketsiz ) bir yaşam şekli otistik bireylerin ilerleyen yaşlarda aşırı kilo, çeşitli kardio rahatsızlıklar, kas iskelet sisteminde hareketsizliğe bağlı zayıflık gibi bir çok rahatsızlıkla karşılaşmasına neden olabilmektedir. Yapmış olduğumuz çalışmalarda bazı bulguları paylaşmak gerekirse
• Çok hareketli olan otistik bireylerde dahi aerobik kapasitelerinin gelişmemesine bağlı olarak uzun süreli dayanıklılık bulunmamakta ve yapmış oldukları hareketler hızlı ancak hareket devamlılığı bulunmamaktadır. Hareket süreleri çalışmaların devamlılığı ile uzatılabilmekte buna paralel olarak dikkat yoğunlukları da artmaktadır.

• Bir çok otistik çocuğun vücut postürlerinde kasların çalıştırılmamasına bağlı olarak bozukluk olmaktadır( kamburluk, ayaklarda içe yada dışa basma v.b) hareket edinimleri ile birlikte kuvvetlenen kas yapısına paralel olarak bu bozukluklarda düzelme meydana gelmekte ve özellikle vücut postürlerinde erken çalışmalar neticesi her hangi bir bozukluk meydana gelmemektedir.

• Önemli konulardan birisi de güç kontrolü ve hareket yoğunluğunda kullanılan enerji miktarı ve türüdür. Otistik bireylerin hareket edinimleri neticesi farkındalıklarının artması az enerji gerektiren durumlarda fazla güç ve enerji harcamalarının önüne geçmektedir. Burada bir diğer önemli hususta sporla birlikte uyarılan kas ve sinir hücrelerinin bireyde ki hissetme ( farkında olma ) duyusunu arttırması ile kişinin kendisi yada çevresine zarar verebilecek kontrolsüz güç uygulamalarının da önüne geçmesidir.

Boş Zamanların Etkin Kullanımı İçin Spor : Normal devlet okuluna giden bir öğrencinin günde 6 saat örgün eğitime dahil olmasına rağmen arta kalan zamanda mutlaka oyun ve harekete dayalı en az 2 yada 3 saat geçirmesi gerekir. Sokakta geçirdiği zamanın dışında belli bir spor disiplinine katılması ve haftada en az 3 gün ikişer saat bu spor dalı ile ilgili bir uğraş içerisinde bulunması da sağlıklı bir boş zaman değerlendirmesi olacaktır. Otistik bireylerde durum biraz daha farklı burada iki gruptan bahsedebiliriz birinci grup devletin vermiş olduğu ( 6-8 saat) ders ücreti dışında fazla ders alarak hafta içi günlerin tamamını dolduran ve boş zamanlarını evde değerlendiren grup, ikinci ise bu derslerle yetinip zamanının büyük bir bölümünü evde geçiren grup burada önemli olan nokta otistik bireylerin ders saatleri dışın da kalan bölümü aktif bir şekilde geçirebilmeleridir. Barındırdıkları mevcut enerjinin doğru bir şekilde harcanması gerekmektedir.

Sosyal Yaşamda İletişim Ve Ortak Bir Payda İçin Spor : Sporun bir diğer ve önemli başlığı insanları iletişimsel olarak yaklaştırması ve ortak bir payda da buluşturabilmesidir. Örnekle açıklayacak olursak bir basketbol takımında ki sporcuların ortak paydası basketbol topu, ortak amacı karşı takıma sayı yapmaktır. Bu payda da, hem insanları ortak bir uğraş etrafında toplaması hemde iletişimsel alışverişlerini kuvvetlendirmesi açısından son derece önemlidir. Otizm açısından baktığımızda da durum bundan farklı değildir, otistik bireylerin kendisiyle aynı materyallerle uğraşan insanlarla iletişim kurma isteği taşımaları ve bu şekilde dışa kapattıkları dünyayı yavaş yavaş kendi paydaşları ile paylaşmaları çokta yadırganacak bir durum değildir.
Yarışma Amaçlı, Performans İçin Spor : Burada amaç birisi yada bir grubu geçmek olarak algılanabilir. Ancak otizm de her birey kendisine has özellikler taşıyorsa geçeceği kişi rakibi değil kendisi olmalıdır. Yaptığımız çalışmalar ile ilgili şunu söylemekte fayda var her bir öğrencimiz kendisine göre bir branşta diğerlerinden daha iyi ancak o branşa odaklanması yerine bütün branşların kendisine has özelliklerinden faydalanması çok daha iyi olacaktır.

Her insanın spor yapma hareket etme özgürlüğü ve hakkı vardır. Günümüz de spor yapmak her anlamda lüks değil bir zorunluluktur. İlerleyen haftalarda ailelerimizin çocukları ile birlikte sporla vakit geçirmelerini amaçlayan bir dizi programı sizler ile paylaşacağız. Hem çocuklarımızın bilinçli hareket edinimleri hem ailelerimizin bu konuda bilinçlendirilmesi amacı ile de bir dizi bilgilendirme toplantısı yapacağız. Burada amaç çocuklarımızın spor hocalarının dışında aileleri ile birlikte de sistemli ve düzenli spor etkinliklerinde bulunmalarıdır.

NEDEN SPOR EĞİTİMİ?
Spor eğitimi, günlük yaşamlarında bir takım engeller ve sınırlılıklarla karşılaşan özel gereksinimli bireylerin yaşamlarını zenginleştirir. Spor eğitim sürecinde, çocuk öncelikle iyi eğitimli ve dinamik gençleri kendine model alır, yeni bir beceri kazanmanın mutluluğunu yaşar, arkadaş edinir, başarı duygusunu yaşar. İl dışında yapılan yarışmalar ve kamplar aracılığı ile ailesinden uzakta kalabilmeyi, kendi kendine yetebilmeyi öğrenir ve sorumluluk duygusu gelişir. Spor yolu ile artık engelli tanımından uzaklaşıp, sporcu kimliği ile ön plana çıkar. Böylece, toplumla bütünleşerek daha mutlu, daha doyumlu bireyler olarak yaşamlarını sürdürme olanağı yakalarlar.

ÖZEL EĞİTİMDE SPORUN ÖNEMİ
Spor, çocukların bedensel gelişiminde büyük öneme sahiptir. 
Spor bireyin; 
—Kas ve eklemlerini istenilen düzeyde kullanmasına yardımcı olur.
—Beden dili, jest ve mimik kullanmalarına katkı sağlar.
—Bireyin ihtiyacı olan uyaranları hareket çalışmalarıyla merkezi sinir sistemine doğru bir şekilde iletir.
—Yeni arkadaşlıklar kurma, toplumsal hayata adapte, grup içinde yer edinme ve sosyal çevreyi keşfetmede önemli rol oynar.
—Eğlence, heyecan gibi duyguların oluşumuyla duygu dünyasına renk katar.
—Sportif faaliyetlerde yer alan çocuklar yarışmayı, kazanma ve kaybetme duygularını tadarak farklı duygularla mutlu olmayı öğrenmeye başlarlar.
—Spor yapan çocuklar edindikleri becerileri günlük hayata aktarma becerisini geliştiririler.
—Spor, bireyin hayata bağlanmasına yardımcı olur.
—Sportif aktivitelerde sergilenen performans kişilik gelişimlerine yardımcı olur ve toplum tarafından kabul görülmelerini sağlar.
—Sportif aktiviteler; bireylerin yaşam kalitelerini yükseltmede rol oynar.
Çocuklarla farkındalık kendi bedenini tanımakla başlar. Bu yüzden çocukların kaygan ve yumuşak zemin üzerinde yuvarlamasına, sürünmesine, uzanmasına fırsat vermek önemlidir. Çünkü bu sayede sosyal ve duygusal gelişimini hızlandırmak daha kolay olacaktır.

ÇOCUĞUNUZUN İNCE MOTOR BECERİLERİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRSİNİZ?

İnce motor beceriler çocukların ellerini ve parmaklarını kullanabilmesini sağlayan beceriler grubudur. Çocuklar el-göz hareketlerini koordine etme becerisi (el-göz koordinasyonu) geliştikçe ellerini daha iyi kullanmayı, oyuncaklarla oynamayı öğrenir. 3-5 yaş arasında ince motor becerilerde belirgin bir gelişim görülür. 

Günlük hayattaki etkinliklerin büyük bir bölümü ince motor becerileri yeterli düzeyde kullanmayı gerektirir. Ellerini, parmaklarını iyi kullanamayan çocukların akademik başarıları olumsuz etkilenir. Yazı yazmakta zorlanırlar, çoğu kez sınıfın gerisinde kalırlar. Çocuğun bu alanda kendini yetersiz hissetmesi kendine güvenini azaltır ve diğer alanlarda da başarısını olumsuz etkileyebilir.

Deneyimler, bu becerilerin gelişmesi için yeterli fırsatın verilmesi ince motor becerilerdeki başarıyı etkiler. Sizler de evde basit etkinliklerle çocuklarınızın ince motor gelişimini destekleyebilirsiniz. Sizler için bazı etkinlik örneklerini sunuyoruz.

3-5 YAŞ GRUBU İÇİN ÖNERİLER:

Küp ve legolarla oynama: Küpleri, plastik karton kutuları üst üste koyarak kule yapma oyunları oynayabilir; legoları takıp çıkararak çeşitli şekiller yapabilirsiniz. Küçük çocuklarla elinde tutabileceği büyük küpleri ve legoları tercih etmek gerekir. Bunları üst üste koymak veya takıp çıkarmak daha kolaydır. Büyüdükçe ve yapabilirliği arttıkça daha küçük parçalara geçmelisiniz.

Oyun hamuruyla oynama: Oyun hamuruyla veya kille şekiller yapma, yuvarlama, parmakları kullanarak koparma oyunları oynayabilirsiniz. 3 yaş gibi küçük çocuklar için daha büyük parçalar koparması zamanla daha küçük parçalar koparabilmesi beklenir.

Parmak kuklaları: Parmak kukularıyla oyunlar hem parmaklarını kullanabilmesi geliştirecek hem de dil gelişimi için faydalı olacaktır. Parmakların boyanması ile de kuklacılık oynanabilir.

Yap-boz yapma: Yaşına uygun yap-bozlar ince motor gelişimi ve el-göz koordinasyonu için oldukça faydalı oyuncaklardır. 3 yaş grubu gibi küçük çocuklar için tutmalı tahta yap-bozlarla başlamalısınız. Bu tür yapbozlarda çocuk elindeki parçayı doğru yere yerleştirmelidir. Parça sayısı da önemlidir. 4 parça gibi az sayıda parçalı olanlardan başlayıp, çocuğunuz bu alanda geliştikçe parça sayısını arttırmalısınız. 

Karton yapbozlar daha zordur. Bunları yaparken bir bütünün parçalarını bir araya getirmesi gerekir. Bu yapbozlarda da daha büyük ve az sayıda olanlardan başlayıp zaman için de çok sayıda küçük parçalı olanlara geçmek gerekir.

Parmak boyama: Sizin çizdiğiniz şekilleri boyama, parmak boyası kullanarak geometrik şekilleri çizme etkinlikleri yapabilirsiniz.

Boyama çalışmaları: Pastel ,suluboya ya da kuru boyalarla boyama etkinlikleri kalem tutma becerisini geliştirecektir. İlk başlarda sadece karalama yapması yeterlidir. Önce büyük alanları zamanla daha küçük ve sınırlı alanları boyamasını beklemelisiniz.

Kesme yapıştırma çalışmaları: Dergi, gazetelerden ilgisini çeken resimleri kesip yapıştırarak kolaj çalışmaları yapabilirsiniz. Makasla kağıt kesme, oyun hamuru kesme gibi oyunlar oynayabilirsiniz.

İpe boncuk dizme: İpe farklı büyüklükte boncuk, makara dizerek kolye yapabilirsiniz. Boncuk yerine evdeki düğmeleri kullanabilirsiniz. Önce büyük delikleri olan nesnelerle başlamalı, bu beceri geliştikte daha ufak boncuklara geçmelisiniz.

Baş ve işaret parmağını kullanarak küçük nesneleri toplama oyunları: Tepsiye minik nesneleri ( Küçük nesneler bulmakta zorlanıyorsanız mercimek,fasulye, nohut gibi ufak taneli yiyecekleri kullanabilirsiniz. Oyuncak çivi tahtası varsa bunun çivilerini ya da küçük boncukları kullanabilirsiniz.) döküp bunları baş ve işaret parmağını kullanarak kavanoza doldurma oyunu oynayabilirsiniz. Benzer çalışmayı baş ve işaret parmağını kullanarak kavanozdan bu küçük nesneleri çıkarıp tepsiye koyma şeklinde de oynayabilirsiniz.

Kurmalı oyuncaklar: Kurmalı oyuncakları ya da müzik kutularını onun çalıştırması için teşvik edin.

Mikado: Masaya döktüğünüz tahta çubukları diğerlerini hareket ettirmeden toplama şeklinde oynayabilirsiniz. Mikado çubuklarını bulamıyorsanız kibrit çöpleriyle ya da çöp şiş sopalarıyla bile oynayabilirsiniz. Bu tip sopaların uçları sivri olabileceği için çocuğunuzla beraber oynamaya özen gösterin ayrıca ona bu uçların dikkatli olunması gerektiğini de öğretir.

Kavanozları açıp kapama: Evdeki çok sıkı kapatılmamış kavanozları sizin için açıp kapatmasını isteyebilirsiniz. Kavanoz kapakları çocuğunuzun ellerini kapsayacağı büyüklükten fazla olmamalıdır.

Oyuncak çivi tahtasıyla oynama: Oyuncak çivi tahtasına farklı büyüklükteki plastik çivileri takıp çıkarma oyunları oynayabilirsiniz. Büyüklerle başlayıp zamanla küçük parçalara geçmelisiniz.

Fermuar açıp kapama, düğme ilikleme: Öz-bakım becerileri ince motor becerilerin gelişimine önemli katkı sağlar. Düğmelerini ilikleme, fermuar açıp kapatma gibi işleri oyun yerine yapmayın. Açmak daha kolaydır önceleri açması için teşvik edip bunu yapabildikçe kapamasını öğretebilirsiniz. Bunları onun yapması için teşvik edin, zorlandığında yardımcı olun.

DİKKAT EDİLECEK ŞEYLER

Tüm becerilerde küçük yaş grubu için en kolay olandan başlamak ve yaş ilerledikçe ve çocuğun yapabilirlik düzeyi arttıkça daha zor olana geçmek gerekir. Yaş seviyesine uygun olmayan etkinliklere çocuğunuzu zorlamak bu etkinliklerden kaçınmasına yol açabilir. Örneğin henüz büyük bir alanı karalama şeklinde boyayamayan bir çocuğun taşırmadan girintili çıkıntılı küçük şekilleri boyamasını beklememelisiniz.
Tüm etkinliklerde büyük olanlardan başlamak, çocuk yapabildikçe daha küçük parçalara geçmek gerekir. Kolay olan büyük parçalardır, parçalar küçüldükçe zorlaşır. Ancak büyük parçaları seçerken elinde tutabileceği büyüklükte olmasına dikkat etmek gerekir.

Çocuğunuza yeni bir beceri öğretirken, ona önce model olun sonrasında bu beceri gelişene kadar elini tutarak ya da nasıl yapacağını anlatarak yardımcı olun. Bu yardımları zamanla azaltmalısınız. İlk denemede yapamıyor diye hayal kırıklığına uğramamalısınız. Yeni bir becerinin gelişmesi için çocuğunuzun öğrendiklerini tekrar etmesi gerekir.

Bu etkinlikleri yaparken özellikle 3 yaş grubu gibi küçük çocuklarla birlikte olmasınız. Kendine istemeden zarar vermemesi için gözetim gereklidir.

Çocuğun ince motor beceri gerektiren etkinliklerden kaçındığı, bu becerileri öğrenmekte zorlandığı durumlarda ve zaman içinde de bir gelişme gözlenmiyorsa bir uzmana başvurmak faydalı olacaktır. Zorlanmasının nedenlerini anlamak ve bu becerileri desteklemek gerekmektedir.

REHBER EĞİTMEN  KİMDİR ?

Rehber eğitmen; Farklı gelişim gösteren bireylerin hayatının her alanında dengeyi yakalaması ve hedeflerini gerçekleştirmesi için yapılan profesyonel bir çalışmadır.
Rehber eğitmen çalışmasında,öncelikle bireyde var olan potansiyeli tespit eder sonunda ulaşmak istediğiniz noktaları net bir şekilde belirlersiniz.

Neden ve niçin sorularını sormayız. Geçmişe bakmayız. Şuan bulunduğunuz noktadan varmak istediğiniz noktaya nasıl varacağınıza yoğunlaşır.

Rehber eğitmen aynı zamanda yaşam rehberliği  görevini de üstlenir. Hedef’e yürümeniz rehberle birlikte kararlaştırılan uygulamaları yerine getirmenizle mümkün olur.

Rehber eğitmenliği çalışmaları, kısa ve uzun vadeli olarak çocuğun durumuna göre programlandırılır. Kısa vadeli programlarda; Öncelikle bireyin toplum içerisinde var olan problem davranışları ele alınıp çözümlendirilir. Uzun vade’de ise; Bireyin hayatını en kaliteli şekilde yaşayabilmesi ve tamamen bağımsız bir yaşam sürdürebilmesi için hazırlanan eğitim sürecidir ve bu eğitim sürecinde bire bir eğitim esastır! Eğitim Koordinatörleri tarafından hazırlanan programlar bireye özeldir.

Rehber eğitmenliği eğitimi, çocuğu anlama ve tanıma noktasında başlamaktadır. Çocuğun doğasının tanınması ve saygı duyulması çok önemlidir.

Otizmde yaşam kalitesini arttırmak için sporu çocuklar ve tüm otizmli bireyler için şart buluyoruz. Sporla normal insanların bile sosyalleşmesi daha kolay, aynı etkiyi otizmli çocukların üzerinde‘de vermesini ve çocukların insanlarla daha çabuk kaynaşacağını biliyoruz. Spor eğitiminin yanında rehber eğitmenliği ya da spor liderliğini kullanıyoruz. Çocukların öz bakımını, yaşam becerisini geliştirmesini sağlıyoruz. Diş fırçalama, ayakkabı bağcığını bağlama, iyi ile kötünün ayırt edilmesi, algıda seçicilik kısacası hayatın her anında onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz

Başarılı Bir Rehber Eğitmen İlişkisi İçin Bir Rehber Eğitmende Bulunması Gereken Özellikler:

Başarılı bir rehber eğitmende bulunması gereken özellikler şöyle sıralanabilir.

Başarılı bir rehber yaptıkları işlerin sonunda hangi amaca ulaşılacağını iyi bilirler.
Etik değerlere önem verirler.
Hem yaptıkları işe hem de çalıştığı bireye karşı bağlılık ve sorumluluk duygusu taşırlar. 
Eğitim Koordinatörü ile sürekli ve etkili iletişim içindedirler.
Sabırlı, merhametli ve her haliyle rol modeldir Rehber Eğitmeni.
İlk önceliği her zaman, çalışmış olduğu öğrencisidir.
Rehber Eğitmen, Liderlik ilişkisi içinde olduğu birey ya da takımların motivasyonlarını ve performanslarını etkileyen tüm olayları ve gelişmeleri yakından izlerler.
Ayrıntılara önem verirler, dikkatli bir gözlemci ve dinleyicidirler.
Öğretmen oldukları kadar öğrenci olmayı da bilirler ve bunu isteyerek yaparlar. 
Güvenilirlerdir. İnsanlar arası ilişkilerde güvenin rolünü ve önemini çok iyi bilirler.
 

Duyu Bütünleme Terapi Nedir - 19 Nisan 2018 Perşembe

 
 

Dünyayı nasıl algıladığımıza ve nasıl davranacağımıza duyu bütünleme sürecimizin ardından  karar veririz.

 

Duyu bütünleme terapisi 1960 lı yıllarda Amerikalı doktor J.Ayres tarafından, University of Southern California 'da yapılan araştırma ve çalışmaların ardından  uygulamaya konulmuş, devam eden süreçte tün dünyada, çocuklar için, özellikle otizm başta olmak üzere birçok problemin çözümünde oldukça önemli bir terapi yöntemi olarak uygulanmaya başlanmıştır.

 

Duyu bütünleme terapisinde çocukların yaşadıkları duyusal tecrübelerin nörofizyolojik adaptasyonu ve çocuğun duruma uygun adaptif cevap açığa çıkarması sağlanır. Bu sayede çocuğun çevresiyle olan sosyal, duygusal ve fiziksel etkileşimine pozitif yansır.

 

Kişinin vücudu ve çevresinden aldığı duyu bilgileri beyinde bilginin kavranması, yorumlanması ve bütünleştirilmesi işlemlerinden geçerek, ortaya çıkan duysal bilginin kullanılarak organize bir cevap açığa çıkarılması sağlanır. Böylece çocuk dış dünyadan gelen duyu bilgilerine adapte olur.

 

Duyu bütünleme terapisi; direkt olarak çocuğun merkezi sinir sitemine etki ettiği için sinir sisteminin gelişimini sağlar.

 

Normal Duyusal Sistemimiz 7 bölümden oluşmaktadır;

Vestibuler Duyu (denge): İç kulakta yer alır. Yer çekimiyle bağlantılı olarak, vücudumuzun alan içerisinde nerede olduğunu, hızını, yönünü ve hareketini algılamamızı sağlar, bize bununla ilgili bilgi verir. Bu sistem vücudumuzu dengede tutmak ve vücudumuzun postürünü korumak için temeldir.

 

Proprioseptif Duyu (vücut farkındalığı): Kaslarda ve eklemlerde yer alır ve vücudumuzun nerede olduğunu söyler. Bununla birlikte vücut parçalarının nerede olduğu ve nasıl hareket ettiklerine ilişkin bilgi verir.

 

Tat Duyusu: Dildeki kimyasal alıcılar tarafından işlenir. Tatlı, ekşi, acı ve tuzlu gibi farklı tatları algılamamız sağlar.

 

Koku Duyusu: Burundaki kimyasal alıcıların işlemesiyle yakın çevremizdeki kokular hakkında bilgi verir.

 

Taktil Duyu (dokunma): Deride bulunur, vücudun en büyük organıdır. Dokunma, basınç ve ağrı seviyesiyle ilişkilidir ve bu suretle ısıyı (sıcak ve soğuğu) ayırt etmemize yardımcı olur. Dokunma sosyal gelişimin önemli bir parçasıdır. İçinde olduğumuz çevreyi ölçüp değerlendirmemize yardımcı olur ve buna uygun tepkiler geliştirmemizi sağlar.

 

Görme Duyusu: Gözün retina kısmında yer alır ve ışık ile aktif hale gelir. Görme duyumuz nesneleri, insanları, renkleri, zıtlıkları ve uzamsal sınırları tanımamıza yardımcı olur.

 

İşitme Duyusu: Havadaki ses dalgalarının, dış kulak yolu ile toplanarak, iç kulaktaki reseptörleri uyarması sonucu çevremizdeki sesleri algılar ve beyin sapında anlamlandırılır.

 

Terapideki hedef çocuğun her zaman mutlu, iletişime açık ve ortamdaki uyaranları rahatlıkla tolere edebilir halde olmasını sağlamaktır. Olumlu tecrübeler öğrenmeyi kolaylaştırır. Seans sırasında mutlu olan çocuk iletişimi sürdürür ve oyun sırasında öğrendiği bilgileri günlük yaşamına çok daha kolay entegre eder. Çocuk ancak dünyayı normale en yakın şekilde algıladığında öğrenmeyi gerçekleştirebilir. Dünyayı en iyi algılama da ancak duyusal bütünlükle sağlanabilir.

 

Terapinin temeli duyusal uyaranların, çocuğun ihtiyaçlarına ve sorunlarına göre planlanarak, çeşitli diyetler halinde çocuğa sunulmasıdır. 

 

Duyu bütünleme terapisi sırasında her çocuk kendi içinde farklı bir birey olarak kabul edilir çünkü her çocuğun farklı duyusal bozuklukları ve elbette farklı bir kişiliği vardır.

 

Terapi seanslarının başında çocuk değerlendirilir ve hangi alanlarda ne şekilde sorun yaşadığı tespit edilir. Çocuğun problem yaşadığı alanlardaki bozukluğun davranışlarına ne şekilde yansıdığı gözlemlenir ve  uygun terapi programı çizilir.

Terapi sırasında aile sürecin en önemli parçasıdır ve terapistle aile, çocuğun da içinde olduğu bir takım gibi çalışmak zorundadır.

Terapi süreci içinde standart bir terapinin dışında çocuğun terapi sırasındaki ihtiyaç ve arayışları göz önünde bulundurulur ve aileye de çocuğunun neye ihtiyacı olduğunu anlaması için eğitim verilir. Unutulmaması gereken en önemli nokta terapilere devam eden çocuğun bir birey olduğu ve asla standardize edilemeyeceğidir.

                      Terapiler çocuğun ve ihtiyaçlarının önderliğinde sürdürülür.

 

Terapi sırasında seanslar çocuğa, ihtiyacı olduğu düzeydeki duyusal uyaranlarla donatılmış veya uyaranlardan arındırılmış oyunlar şekilde sunulur. Çocuğun seans sırasında terapistle sürekli iletişim halinde olması birinci hedeftir. Çünkü seans sırasında, yapılandırılmış ortamda, iletişim kuran, fikirler üreten, çözümler bulan, hayal eden, sosyalleşerek oyuna katılan çocuk; seanslar dışında da iletişimi sürdürecek ve günlük hayatındaki sosyal, fiziksel ve psikolojik sorunlarını atlatmaya başlayacaktır.

Hipo terapi Seanslarımız başlamıştır - 8 Mart 2018 Perşembe

At ile Terapi - Hipoterapi Nedir?

30.08.2016

At ile Terapi / Hipoterapi Nedir?
 

Hippoterapi veya at eşliğinde terapi fiziksel, zihinsel veya duysal bozukluğu olan hasta gruplarında fonksiyonel açıdan iyileşme ve gelişme sağlamak amacıyla atın hareketlerinden yararlanan bir tedavi stratejisidir. Atın hareketleri değişken, ritmik, tekrarlayıcı ve çok yönlü dür. At binerken destek yüzeyinin dinamik yani hareketli olması denge, postural kuvvet ve dayanıklılığın geliştirilmesi için idealdir. Atın hareketleri aynı zamanda mükemmel şekilde module edilmiş vestibuler, proprioseptif, taktil ve vizuel girdiler sağlar. Atın hareketleri postural kontrol, duyu sistemleri ve motor planlamada kolaylık sağlayarak koordinasyon, zamanlama, motor yanıtların düzenlenmesi, solunum kontrolü duyu bütünlüğü ve dikkat isteyen becerilerin geliştirilmesine olanak sağlar. Atın hareketleri aynı zamanda, bu hasta gruplarında günlük yaşam becerilerini destekleyen nörofizyolojik sistemlerin uyarılmasında da kullanılabilir.

 

At Eşliğinde Yapılan Terapi Yöntemleri Nelerdir?
 

Terapötik Binicilik

 

At binerken vücutta meydana gelen ritmik hareketler aynı insan yürüyüşü gibidir. Genellikle esneklik, dengeve kas kuvvet kaybı gibi problemleri olan hastalarda yarar sağladığı gibi rekreasyonel bir aktivite olması nedeniyle sosyal açıdan da tercih edilmektedir.

Terapötik Sürücülük 

 

Fiziksel, mental, duyu ve emosyonel bozukluğu olan gruplarda yararlı olan ve son yıllarda oldukça yaygınlaşan bir spor ve tedavi yöntemidir.  Hastanın kendi tekerlekli sandalyesi veya özel dizaynı olan engelli arabası, at veya midilliye adapte edilerek sürücülük eğitimi verilmektedir. Aşırı denge bozukluğu, eyer üzerinde oturma pozisyonunu alamama, yükseklik korkusu, yorgunluk, obezite gibi nedenlerle at binemeyen hastalarda tercih edilmektedir.

 

Terapötik Vaulting

Terapötik biniciliğin daha dinamik bir şekli olup at üzerinde denge esasına dayanan bir eğitimdir. ADD/ ADHD, anksiyete ve korku bozukluklarında, yeme bozukluklarında ve hafif fiziksel bozuklukların tedavisinde kullanılabilir.

 

Hippoterapi Hangi Hastalık Gruplarında Yararlıdır?

Amputeler: Özellikle de alt ekstremite amputasyonlarında gövde dengesinin geliştirilmesinde yardımcıdır.
 

Dikkat bozukluğu: Dikkat bozukluğu ve hiperaktivite sendromlu çocuklarda, dikkatin at ve eğitmene yoğunlaştırılması, kendine güvenin geliştirilmesi ve takım çalışmasının desteklenmesi gibi yararları vardır.
 

Otizm: At binme, sürücülük, hippoterapi ve at-yardımıyla psikoterapi eğitimleri, bu grup hastalarda iyi sonuçlar vermiştir. Bass, Duchowny, and Llabre (2008), otistik çocuklara at ile verilen eğitim sonrasında, Sosoyal Sorumluluk Skalası (SSR) ve Sensory Profile (SP) puanlarında artış ve duyu bütünlüğünde gelişme saptamıştır.
 

Serebral Palsi: Bu çocuklarda binicilik hoşa giden bir aktivite olmasının yanı sıra, postür, koordinasyon, denge ve motor kontrolün geliştirilmesinde çok iyi sonuçlar vermektedir.
 

Serebrovasküler Olay/İnme: Çeşitli derecelerde kuvvet kaybı, spastisite, denge bozukluğu ve konuşma bozuklukları ile seyreden bu hastalıkta, at eşliğinde terapi, hem fizksel hem de sosyal yararları açısından önerilmektedir.
 

İşitme kaybı: Kendine güven ve bağımsızlık duygularının geliştirilmesinde yararlıdır.
 

Gelişimsel/Kognitif Gerilik: Günlük yaşam ve rekreasyonel aktivite olarak sosyalleşme ile birlikte motor becerilerin geliştirilmesinde kullanılabilir.
 

Down Sendromu: At eşliğinde yapılan aktivitelere veya binicilik eğitimine bu grup hastalar da katılmaktadır. Champagne and Douglas (2010), 11 haftalık hippoterapi ile Down sendromlu iki çocukta yaptıkları çalışmanın sonunda, postural kontrolde artış ile birlikte, yürüme, koşma, sıçrama gibi kaba motor fonksiyonlarda gelişme saptamıştır.
 

Multiple Sclerosis (MS): Terapötik binicilik bu hastalarda çok iyi bir egzersiz olanağıdır. 

Hippoterapi ile Hangi Bozukluklar Tedavi Edilebilir?

  • Kas tonusu bozuklukları

  • Denge bozuklukları

  • Koordinasyon bozuklukları

  • İletişim bozuklukları

  • Duyu motor fonksiyon bozuklukları

  • Postüral asimetri

  • Zayıf postüral kontrol

  • Hareket bozuklukları

  • Limbik sistem disfonksiyonundan kaynaklanan dikkat isteyen becerilerdeki bozukluk

http://www.hubim.hacettepe.edu.tr/hippoterapi.shtml

Etiketler:

hipoterapi

otizm

dikkat eksikliği

serebral palsi

down sendromu

At Terapi Seanslarımız Başlamıştır - 8 Mart 2018 Perşembe

At ile Terapi - Hipoterapi Nedir?

30.08.2016

 

At ile Terapi / Hipoterapi Nedir?
 

Hippoterapi veya at eşliğinde terapi fiziksel, zihinsel veya duysal bozukluğu olan hasta gruplarında fonksiyonel açıdan iyileşme ve gelişme sağlamak amacıyla atın hareketlerinden yararlanan bir tedavi stratejisidir. Atın hareketleri değişken, ritmik, tekrarlayıcı ve çok yönlü dür. At binerken destek yüzeyinin dinamik yani hareketli olması denge, postural kuvvet ve dayanıklılığın geliştirilmesi için idealdir. Atın hareketleri aynı zamanda mükemmel şekilde module edilmiş vestibuler, proprioseptif, taktil ve vizuel girdiler sağlar. Atın hareketleri postural kontrol, duyu sistemleri ve motor planlamada kolaylık sağlayarak koordinasyon, zamanlama, motor yanıtların düzenlenmesi, solunum kontrolü duyu bütünlüğü ve dikkat isteyen becerilerin geliştirilmesine olanak sağlar. Atın hareketleri aynı zamanda, bu hasta gruplarında günlük yaşam becerilerini destekleyen nörofizyolojik sistemlerin uyarılmasında da kullanılabilir.

 

At Eşliğinde Yapılan Terapi Yöntemleri Nelerdir?
 

Terapötik Binicilik

 

At binerken vücutta meydana gelen ritmik hareketler aynı insan yürüyüşü gibidir. Genellikle esneklik, dengeve kas kuvvet kaybı gibi problemleri olan hastalarda yarar sağladığı gibi rekreasyonel bir aktivite olması nedeniyle sosyal açıdan da tercih edilmektedir.

Terapötik Sürücülük 

 

Fiziksel, mental, duyu ve emosyonel bozukluğu olan gruplarda yararlı olan ve son yıllarda oldukça yaygınlaşan bir spor ve tedavi yöntemidir.  Hastanın kendi tekerlekli sandalyesi veya özel dizaynı olan engelli arabası, at veya midilliye adapte edilerek sürücülük eğitimi verilmektedir. Aşırı denge bozukluğu, eyer üzerinde oturma pozisyonunu alamama, yükseklik korkusu, yorgunluk, obezite gibi nedenlerle at binemeyen hastalarda tercih edilmektedir.

 

Terapötik Vaulting

Terapötik biniciliğin daha dinamik bir şekli olup at üzerinde denge esasına dayanan bir eğitimdir. ADD/ ADHD, anksiyete ve korku bozukluklarında, yeme bozukluklarında ve hafif fiziksel bozuklukların tedavisinde kullanılabilir.

 

Hippoterapi Hangi Hastalık Gruplarında Yararlıdır?

Amputeler: Özellikle de alt ekstremite amputasyonlarında gövde dengesinin geliştirilmesinde yardımcıdır.
 

Dikkat bozukluğu: Dikkat bozukluğu ve hiperaktivite sendromlu çocuklarda, dikkatin at ve eğitmene yoğunlaştırılması, kendine güvenin geliştirilmesi ve takım çalışmasının desteklenmesi gibi yararları vardır.
 

Otizm: At binme, sürücülük, hippoterapi ve at-yardımıyla psikoterapi eğitimleri, bu grup hastalarda iyi sonuçlar vermiştir. Bass, Duchowny, and Llabre (2008), otistik çocuklara at ile verilen eğitim sonrasında, Sosoyal Sorumluluk Skalası (SSR) ve Sensory Profile (SP) puanlarında artış ve duyu bütünlüğünde gelişme saptamıştır.
 

Serebral Palsi: Bu çocuklarda binicilik hoşa giden bir aktivite olmasının yanı sıra, postür, koordinasyon, denge ve motor kontrolün geliştirilmesinde çok iyi sonuçlar vermektedir.
 

Serebrovasküler Olay/İnme: Çeşitli derecelerde kuvvet kaybı, spastisite, denge bozukluğu ve konuşma bozuklukları ile seyreden bu hastalıkta, at eşliğinde terapi, hem fizksel hem de sosyal yararları açısından önerilmektedir.
 

İşitme kaybı: Kendine güven ve bağımsızlık duygularının geliştirilmesinde yararlıdır.
 

Gelişimsel/Kognitif Gerilik: Günlük yaşam ve rekreasyonel aktivite olarak sosyalleşme ile birlikte motor becerilerin geliştirilmesinde kullanılabilir.
 

Down Sendromu: At eşliğinde yapılan aktivitelere veya binicilik eğitimine bu grup hastalar da katılmaktadır. Champagne and Douglas (2010), 11 haftalık hippoterapi ile Down sendromlu iki çocukta yaptıkları çalışmanın sonunda, postural kontrolde artış ile birlikte, yürüme, koşma, sıçrama gibi kaba motor fonksiyonlarda gelişme saptamıştır.
 

Multiple Sclerosis (MS): Terapötik binicilik bu hastalarda çok iyi bir egzersiz olanağıdır. 

Hippoterapi ile Hangi Bozukluklar Tedavi Edilebilir?

  • Kas tonusu bozuklukları

  • Denge bozuklukları

  • Koordinasyon bozuklukları

  • İletişim bozuklukları

  • Duyu motor fonksiyon bozuklukları

  • Postüral asimetri

  • Zayıf postüral kontrol

  • Hareket bozuklukları

  • Limbik sistem disfonksiyonundan kaynaklanan dikkat isteyen becerilerdeki bozukluk

http://www.hubim.hacettepe.edu.tr/hippoterapi.shtml

Etiketler:

hipoterapi

otizm

dikkat eksikliği

serebral palsi

down sendromu

Down Sendromu Nedir??? - 5 Mart 2018 Pazartesi

DOWN SENDROMU NEDİR?


Down sendromu, genetik bir farklılık, bir kromozom anomalisidir. En basit anlatımı ile sıradan bir insan vücudunda bulunan kromozom sayısı 46 iken Down sendromlu bireylerde bu sayı üç adet 21. kromozom olması nedeniyle 47 olmaktadır. Down Sendromu tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, genetik bir farklılıktır. Hücre bölünmesi sırasında yanlış bölünme sonucu 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom yer alması ile meydana gelir. Down sendromuna sebep olduğu bilinen tek etmen hamilelik yaşıdır, 35 yaşüstü hamileliklerde risk artar. Ancak genel olarak genç kadınlar daha fazla bebek sahibi olduğundan Down sendromlu çocukların %75-80'i genç annelerin bebekleridir. Ülke, milliyet, sosyo-ekonomik statü farkı yoktur. Ortalama her 800 doğumda bir görülür. Tüm dünyada 6 milyon civarında Down sendromlu birey yaşamaktadır. Türkiye'de tam bir veri yok ama yaklaşık 70.000 Down sendromlu kişi olduğu tahmin ediliyor.
Hafif veya orta seviye zihinsel ve fiziksel gelişim geriliğine sebep olur.

 

47 KROMOZOM NASIL OLUR?

İnsan vücudunu oluşturan kromozomların 23 tanesi anneden , 23 tanesi ise babadan gelmektedir. Down sendromunda  21. kromozom 2 değil 3 adet olmaktadır (Bu sebepten dolayı Down sendromu Trisomy 21 diye de bilinmektedir). Bunun sonucu olarak toplam kromozom sayısı 46 değil 47 olmaktadır.

 

DEĞİŞİK TİPLERİ VAR MI?

3 tip Down sendromu vardır.

1-Trisomy 21: Down sendromlu nüfusunun %90-%95'ini oluşturan standart tiptir. Bu tipte fazladan bir adet 21.kromozom yumurta veya sperm hücresinden gelmekte veya döllenmenin daha ilk aşamalarındaki bir noktada yanlış bölünme nedeniyle (yani kromozomlar bölünürken birbirine yapışık kalması ve bu yapışıklığın bir taraftan 2 diğer taraftan da 1 kromozom gelmesine yol açması nedeniyle) yeni hücreler 3'er adet kromozom ile toplam 47 kromozom olarak oluşurlar.

2- Translokasyon: Down sendromlu nüfusunun %3-%5'ini oluşturan tiptir. Bu tipte 21.kromozomun bir parçası koparak başka bir kromozoma (örn. 14.kromozom gibi) yapışmaktadır. Birey adet olarak 46 kromozoma sahiptir ama genetik bilgi olarak 47 kromozom bilgisi vardır. Burada da 21.kromozom 3 adet olduğundan birey standart tipteki aynı özellikleri gösterir. Down sendromunun diğer tipleri kalıtımsal değildir. Yalnız translokasyon tipte ebeveynlerden bir tanesinin taşıyıcı olması durumunda Down sendromu kalıtımsal olmaktadır. Bu oran %33'dür. Eğer taşıyıcı anne ise translokasyon Down sendromlu çocuk doğurma olasılığı %20, taşıyıcı baba ise %5-%2 arasındadır.

Translokasyon tipte ileriki doğumlardaki risklerin bilinmesi açısından genetik danışmanlık daha önemli olmaktadır.

3- Mozaik: DS nüfusunun %2-%5'ini oluşturan tiptir: Bu tipte bazı hücreler 46 kromozom taşırken bazıları 47 kromozom taşımaktadır. Yanlış bölünme döllenmenin ileri aşamalarında gerçekleştiğinde bir hat 46 kromozom diğer hat ise 47 kromozom olarak devam eder ve mozaik bir yapı oluşturur.

 

ÖZELLİKLER NELERDİR?

Down sendromlularda görülen bazı fiziksel özellikler çekik küçük gözler, basık burun, kısa parmaklar, kıvrık serçe parmak, kalın ense, avuç içindeki tek çizgi, ayak baş parmağının diğer parmaklardan daha açık olmasıdır.Bu özelliklerin hepsi veya birkaçı görülebilir.

Down sendromlu bebekler istisnalar olmakla beraber yaşıtlarından daha yavaş büyürler. Zihinsel gelişimleri geriden gelmektedir. Bu gerilik yaş büyüdükçe daha belirgin olarak gözükmekte, ama uygun eğitim programları ile Down sendromlu çocuklar da pek çok başarıya imza atmakta ve toplum hayatı içinde anlamlı hayatlar kurabilmektedirler. Burada düzenli ve disiplinli bir eğitim programı ve bol tekrar en önemli faktördür.

Down sendromlu bireyler genel olarak yaşıtlarından daha kısa boylu olurlar ve metabolizmalarının yavaş çalışması nedeni ile doğru beslenme alışkanlığı edinmezlerse ileri yaşlarda kilo problemi yaşayabilirler.

Farklı derecelerde olmak üzere kas gevşekliği (Hipotoni) nedeni ile fizyoterapi desteğine ihtiyaç duyarlar. Bebeğiniz doğar doğmaz biz fizyoterapist ile görüşerek bilgi almanız ve ileriye dönük bir destek programı hazırlamız çok önemlidir. Hipotoni'nin az veya fazla olmasına göre bazı bebekler uzun süre başlarını bile tutmakta zorlanabilirler ama fizyoterapi desteği ile gelişim basamaklarını kendi hızlarında tamamlar.

Down sendromlu bireyler bazı rahatsızlıklara daha yatkın olabilmektedirler. Bu yüzden sağlık kontrollerinin aksatılmadan ve zamanında yapılması, doğru sağlık danışmanlığının alınması hayati önem taşımaktadır. Lütfen 
Sağlık Kontrol Listesine bakınız.

 

ZİHİNSEL GERİLİĞİN DERECELERİ VAR MIDIR?

Her çocuk gibi Down sendromlu çocuklar da farklı zeka seviyesine, yetenek ve kişiliğe sahiptirler. Burada kilit nokta çocuğunuzun kapasitesini maksimum düzeyde kullanabilmesi için zamanında ve doğru desteği alabilmesidir. Erken eğitim programları, fizyoterapi, dil terapisi, alternatif terapiler, oyun grupları gibi seçenekler aileler tarafından iyice değerlendirilmeli ve doğru kaynaklara ulaşılarak karar verilmelidir.

 

ÇOCUĞUM İLERDE NELER YAPABİLİR?

Eskiden okuyamaz bile denilen bu bireyler artık lise ,hatta üniversite bitirebilmekte, ikinci bir dil öğrenebilmekte, çalışabilmekte, bağımsız veya yarı bağımsız hayatlar sürebilmektedirler. Bu yüzden hayallerimize sınır koymamalıyız ama hayallerimiz sınırsız da olsa çocuğumuzu doğru değerlendirerek ayakları yere basan , gerçekçi gelecek planlar yapmanın onun mutluluğunun anahtarı olduğunu da unutmamalıyız.

 

HER ZAMAN MUTLU OLDUKLARI DOĞRU MU?


Zihinsel engelli olmak duygusal engelli olmak demek değildir. Down sendromlu bebekler herşeyden önce bebeklerdir. Beslenme, temizlenme, sevilme ihtiyacı duyan, acıkınca, sıkılınca ağlayan, kızan, küsen, gülen, geceleri sizi uyutmayan bebekler. Down sendromlu gençler de cinsel kimlikleri bulunan, ergenlik bunalımı yaşayan, aşık olan, kalbi kırılan, kardeşi ile kavga eden, kapıları vurup bangır bangır müzik dinleyen, gülen, dans eden gençlerdir. Bizler gibi onlar da tüm duyguları yaşarlar.

Otizm nedir? - 12 Şubat 2018 Pazartesi

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?

Çocuğunuzda aynı yaştaki diğer çocukların davranışlarından farklı davranışlar gözlüyorsanız kaygılanabilirsiniz. Bu davranışların otizm belirtisi olabileceğini düşünüyorsanız otizmin ne olduğunu, sizi ve ailenizi ne şekilde etkileyeceğini bilmek isteyebilirsiniz.

Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı sanılmaktadır. Bu metinde otizm spektrum bozukluğu için kullanım kolaylığı nedeniyle zaman zaman otizm terimi kullanılmıştır.

SİZİN HATANIZ DEĞİL!

Otizm spektrum bozukluğunun nedeni nedir?

Bugün, otizm spektrum bozukluğuna neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte genetik temelli olduğuna ilişkin bulgular vardır. Ancak hangi gen ya da genlerin sorumlu olduğu henüz bilinmemektedir. Çevresel faktörlerin de otizme yol açabildiğine ilişkin görüşler vardır. Hem genetik temellerin hem de çevresel faktörlerin etkileri üzerine çok sayıda araştırma yapılmaktadır.

Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla hiçbir ilişkisi yoktur; bu nedenle otizm spektrum bozukluğunu her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır.

YALNIZ DEĞİLSİNİZ!

Otizm, günümüzde rastlanan en yaygın nörolojik bozukluktur ve Hastalıkları Kontrol Etme ve Önleme Merkezi (Centers for Disease Control Prevention)'nin verilerine göre 2006 yılında Her 150 çocuktan 1’inde otizm görülürken, 2012 yılında Her 88 çocuktan 1’inde otizm görülmüştür. 2014 yılında verilen son bilgiye göre de, her 68 çocuktan 1’inde otizm görülmektedir.

Otizm tüm ırklarda, etnik gruplarda ya da sosyal statüsü farklı gruplarda görülebileceği, ailenin gelir durumu, yaşam biçimi ve eğitim düzeyi ile otizm spektrum bozukluğu arasında bir bağ olmadığı vurgulanmaktadır.

Cinsiyetle ilişkili olarak farklı görülme sıklığı bilgileri bulunmasına rağmen, ortak görüş, erkeklerde kızlardan daha fazla görüldüğüdür.

Otizm tanısı alan çocukların çoğunda değişik derecelerde öğrenme güçlüğü ve zeka geriliği de görülebilir.

Otizm, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda adı çok sık duyulan bir özel eğitim kategorisidir. Otizm terimi, zaman içinde yerini, otizm spektrum bozuklukları (ASD - autism spectrum disorders) terimine bırakmıştır. Otizm spektrum bozukluğu kavramı ile ilişkili belli başlı olgular şöyle sıralanabilir;

  • Otizm spektrum bozukluğunun nörolojik nedenlerden kaynaklandığı sanılmaktadır. Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin önemli bir bölümünde (yaklaşık %35), beyindeki anormal elektrik hareketlerine bağlı olarak; nöbet, istemsiz hareketler, bilinç yitimi vb. nörolojik sorunlar da görülebilir.
  • Otizm spektrum bozukluğu bir ruh hastalığı değildir; ancak, belirtileri bazı ruh hastalıklarını çağrıştırabilir.
  • Yapılan bilimsel araştırmalar, otizm spektrum bozukluğunun çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin sosyo-ekonomik özellikleriyle ilişkisi olmadığını göstermiştir.
  • Otizm spektrum bozukluğunun kalıtsal olabileceği yönünde bulgular vardır; ancak, buna yol açan gen ya da genler henüz bulunmuş değildir.
  • Önceki yıllarda otizm spektrum bozukluğunun görülme oranının 500'de bir olduğu kabul edilirken, son verilere göre, otizm spektrum bozukluğunun yaklaşık her 68 çocuktan birini etkilediği düşünülmektedir. Ayrıca, erkeklerdeki yaygınlığı kızlardan 4,3 kat fazladır.
  • Sanıldığının aksine, otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin çoğunda, farklı düzeylerde zeka geriliği görülür. Ayrıca, zeka testlerinde, belli alanlar, diğer alanlara kıyasla çok daha geri çıkabilir.
  • Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin pek azında (yaklaşık %10), çok güçlü bellek, müzik yeteneği vb. üstün özelliklere rastlanır.

Amerikan Psikiyatri Birliği'nin yayımladığı kılavuza(DSM-V’e) göre Otizm, “Otizm Açılımı Kapsamında Bozukluk” olarak adlandırılıp, kendini iki alandaki yetersizlikle kendini göstermektedir (APA, 2013):

1) Toplumsal İletişim ve Etkileşimde Güçlükler

·         İlişki kurma ve sürdürmede zorlanma

·         Göz kontağı kuramama

·         Duyguları ifade edememe

·         Etkileşim başlatma ve sürdürmede zorlanma

2) Sınırlı-Yineleyici Davranış Örüntüler (Tekrarlayıcı Davranışlar)

·         Basmakalıp ve tekrarlayıcı motor hareketler

·         Aynılıkta ısrar, rutine sıkı bağlılık

·         Sınırlı ve yoğun ilgi alanı

·         Duyusal az veya çok uyarılma

Engelli Öğrencilerimize SODES Projesi İş birliği ile Bilgisayar İşletmenliği ve Donanım Kursu verildi - 5 Ocak 2017 Perşembe

Görme Engellilere Bilgisayar Kursu

Eklenme Tarihi : 24 Ocak 2012 Kategori : Haberler | Facebook'da Paylaş | Twitterda Paylaş | 11 kez okunmuş.

 

BATMAN-Bölgede ilk defa Batman’da görme engellilere bilgisayar kursu veriliyor. Özel Umut Yolu Eğitim ve Rehabitilasyon Merkezi tarafından SODES Projesi kapsamında yaklaşık 50 engelliye bilgisayar kursu veriliyor.

 

Görme engelli öğretmen Salih Uğurlu tarafından verilen kurslar üç buçuk ay süreyle devam edecek. Kurs hakkında bilgi veren Salih Uğurlu, daha önce bölgede böyle bir kursun verilmediğini ilk defa Batman’da görme engellilere bu kursu verdiklerini belirterek, “Daha sonra görme engellilere Milli Eğitim Müdürlüğü onayı olan bilgisayar sertifikası veriyoruz. Amacımız burada eğitim görme engellilerimize bilgisayarı öğreterek her türlü iletişime kitap okumaya dünyaya açılmaları için bilgisayar kursu veriyoruz. Görme engellilerimiz içlerine kapanık ve adeta ben işe yaramazım düşüncesine kapılıyor onları bu psikoloji den çıkarmak için bilgisayar kursuyla yeniden hayatta bağlayacağız” dedi.

 

Bilgisayar kursunda eğitim gören görme engelliler de bu kurstan çok memnun olduklarını daha önce hiç bilgisayarın başına gelmediklerini bilgisayarın nasıl kullanıldığını bilmediklerini belirterek, bu kurs sayesinde bilgisayarla haşır naşir olduklarını ve bilgisayarda bir çok program öğrendiklerini gördükleri kurs sayesinde kitap okuduklarını ve bilgisayar sayesinde dünyayı takip ettiklerini ifade ettiler. (Halid Coşkun-İLKHA)

Görme Engelli Eğitim Dalında İlk ve Uzman Kurum - 5 Ocak 2017 Perşembe

ENGELLİLERİN REHABİLİTASYONU 

  15.6.2010, 00:00 Son Güncelleme: 15.6.2010,00:00  Sağlık

Batman ve çevre illerde görme engellilere yönelik rehabilitasyonun olmayışı eksiklik olarak dururken, bu daldaki çalışmalarını başlatan Özel Umut Yolu Rehabilitasyon Merkezi, Batman'daki bu açığı kapatıyor.

BATMAN - Batman ve çevre illerde yalnızca kendilerinin görme özürlü vatandaşlara ders verdiklerini dile getiren Özel Umut Yolu Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Muhyeddin Ekici, amaçlarının engelin aslında hiçbir şeye engel olmadığını göstermek olduğunu söyledi. Öğretmen arkadaşlarıyla birlikte planlı, programlı çalıştıklarını dile getiren Ekici, "Amacımız çocuklarımızın kişisel becerilerini geliştirerek sosyal hayata uyum kurmalarını sağlamak ve yaşamlarını idame ettirecek seviyeye getirmektir." dedi.

REHABİLİTASYONU

Rehabilitasyon merkezinde Görme ve İşitme Engellilere Öğretmenlik yapan Ahmet Leblebici, 40 öğrencisinin olduğunu ifade ederek, Braille alfabesi (Altı Nokta Kabartma) yazı ve matematik dersinin yanı sıra günlük yaşama uyum, bağımsız yaşama kuralları ve sosyal beceriler alanlarında eğitim verdiğini söyledi.

ENGELLİ ÇOCUKLAR

Eğitimde en büyük amaçlarının engelli kişinin eksiğini gidererek hayat kazandırmak olduğunu dile getiren, Leblebici görme engellilerin eğitiminin erken yaşlarda başlaması gerektiğine dikkat çekti. Leblebici, "Görme Engellilerin eğitimi erken yaşta başlarsa (5-6 yaşlarında) daha verimli bir eğitim vermek mümkün olur. İleri yaşlarda parmak duyarlılığı zayıf olduğundan kabartma yazı öğrenmede kişi güçlük çeker. Tamamen eğitimimiz altı nokta sistemi ile verilmekte ve bu sisteme dayalı olarak parmak duyarlılığın fazla olması gerek."dedi.

EĞİTİM ALAN KİŞİ

Eğitim alan kişinin kendi alanında dünyaya açıldığını ve ufkunun genişlemediğini belirten Leblebici şöyle devam etti: "Ayrıca bu çok önemli bir husus kendisi de güven duygusu kazanıyor. Toplum içerisinde kendisinin de bir şeyler yapabildiğini, aldığı eğitimle kanıtlamış oluyor. Görme engellilerin en büyük sorunu bağımsız yaşamalarıdır. Aldıkları bağımsız hareket becerileri ile ikinci şahsa muhtaç olmadan yaşamlarını sürdürmekte ve psikolojik olarak rahatlamaktadır."

Engelli Çocuklar Engel Tanımıyor Galoş Üretimi - 5 Ocak 2017 Perşembe

Engelli çocuklar, engel tanımıyor

Engelli çocuklar, engel tanımıyor

Batman Umutyolu Rehabilitasyon Merkezi öğreticilerinden Şenay Tarhan, engelli çocukların da bulunduğu 40 çocuk, ayda 4 bin galoş üreterek, aile bütçelerine katkıda bulunuyor.

Batman'da engelli çocukların da bulunduğu 40 çocuk, ayda 4 bin galoş üreterek, aile bütçelerine katkıda bulunuyor.

Batman'da bulunan Umutyolu Rehabilitasyon Merkezi öğreticilerinden Şenay Tarhan, yaptığı açıklamada, merkez tarafından başlatılan proje sayesinde çocukların hem para kazandığını hem de eğitim aldıklarını söyledi.

Yaklaşık 2 ay önce galoş üretimine başlayan engelli çocukların ürettikleri galoşları il genelinde bulunan hastanelere sattıklarını belirten Tarhan, "Bu çocuklarımız para kazanıp, ailelerine destek oluyor. Galoş üretimi için özel olarak hazırlanan odada engelli çocuklar eğitmen eşliğinde istedikleri zaman çalışabiliyor. Yaklaşık 40 öğrencinin çalıştığı galoş üretim atölyesinde aylık yaklaşık 4 bin adet galoş üretiliyor" dedi.

Projeye sosyal aktivite olarak başladıklarını, fakat maddi imkansızlıklar nedeniyle sıkıntı yaşayan öğrencileri görünce projeyi genişleterek, hem ticari hem de sosyal bir destek projesi haline getirdiklerini ifade eden Tarhan, şöyle dedi:

"Merkez olarak hiçbir maddi kazanç kaygımız yok. Birçok öğrencinin ailesi zor durumda. Kiminin ailesinde hiç çalışan yok. İlk olarak kendi merkezimizde kullanılmak üzere galoş üretiyorduk. Ama öğrencilerimizin durumlarını da göz önüne alıp projeyi genişlettik ve bu proje sayesinde artık öğrencilerimizin merkezimizde geçirdiği vakit arttı. 2 ay gibi kısa bir sürede önemli bir aşama kaydettik. Öğrencilerin gelişimi de bu sayede hızlandı.

Özellikle madde bağımlısı bir çocuğumuz vardı. Bu proje sayesinde hem madde bağımlılığından tamamen kurtuldu hem de dışarıda geçireceği zamanı burada geçiriyor. İl genelindeki hastanelerimiz de bu konuda çok duyarlı davrandı. Üretilen galoşları öğrencilerimiz ile birlikte bu hastanelere götürüp satıyoruz. Bu parayı da öğrencilerimize veriyoruz. Kimi birkaç kelimeyi bir araya getiremiyor, kimi ise madde bağımlısı ama hepsinin gözünde bir işe yaramanın ve ailelerine destek olmanın sevinci var. Engelli çocuklar, galoş tezgahının başına geçerek tüm engellerine rağmen hünerlerini sergiliyor.